Kültür-Sanat

Eşsiz tarihi ile medeniyetin başkenti Cizre

Şırnak iline bağlı olan Cizre, tarihi milattan önce 10. yüzyıla kadar dayanan oldukça zengin bir kültürel geçmişe sahiptir.

Haberi DinleDurdur

Tarihi Demir Çağı'na kadar uzanan ve milattan önce 10. yüzyılda Musul ile beraber Uquail merkezi olarak bilinen Cizre, Cezire ismiyle de anılır. Cezire, Arapça'da "ada" anlamına gelir, çünkü Dicle nehri burada kıvrılır, bir su adası gibi bir alan oluşturur.

M.Ö. 2000 yılından itibaren, Babil, Araplar, Asurlular, Medler, Kürtler, Persler, Selevkos ve Sasanilerin; İslamiyetin bölgeye gelmesi ile beraber Emevi ve Abbasilerin hakimiyeti altında kalan Cizre, 1096 yılında Büyük Selçuklular tarafından idare edildi. 1627 yılından sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğine geçen ilçe, milli mücadele döneminde büyük başarılara ev sahipliği yaptı.

Son dönemde adı terörle anılan Cizre, önceleri Diyarbakır Sancak Beyliğine bağlı iken 1841 yılında Musul'a bağlandı. Fransızların da bir dönem almak için uğraştığı ilçede halkın direnişi son derece etkili oldu. Cizre, birçok önemli isme ve tarihi gelişmelere tanıklık eden oldukça kritik bir coğrafi bölgede yer alıyor. Tarihi binalar ve tarihi eserleriyle ünlü Cizre, birçok turistin şehre gelmesine neden oluyor.

Cizre'de gezilebilecek başlıca tarihi eserler şunlar:

Kırmızı Medrese ve Şeyh Ahmet El-Cezeri Türbesi

Kırmızı Medrese 15. asırda Cizre Azizan Beyi 2. Şeref tarafından yaptırılmıştır. Kırmızı tuğlalardan yapıldığı için "Medresetul Hamra" olarak adlandırılır. Mescit, idare, öğrenci, öğretmen bölümleri ile külliyeden oluşuyor.

Medrese içinde türbesi bulunan Şeyh Ahmet El-Cezeri 1404-1479 yılları arasında yaşamış ünlü bir şairdir. Kaside ve şiirlerinde tasavvuf konularını işledi. 2000 beyitlik bir divanı vardır. Şiirler alfabetik ve Kur'an sureleriyle uyumludur. "Guften Mela" ve "Guften Emir" adlı şiir antolojileri vardır. Halk arasında "Mellayı Ciziri" ve "Nişani" olarak adlandırılır.

Cizre Ulu Cami ve Kapı Tokmağı

Cizre'nin İslam'ı kabul etmesiyle 639 yılında kiliseden camiye çevrildi. Abbasiler döneminde cami yıktırılıp, onarıma alındı. 1160 yılında Cizre Beyi Baz Şah'ın oğlu Al Sencer tarafından yeniden yaptırıldı. 1156 da dört köşe inşa edilen minaresi 1945-1946 ve 1971 yıllarında 2 kez onarım gördü. Cizre Ulu Camii kapılarında bulunan Ebul-İz'in yaptırdığı ünlü ejder figürlerinden biri İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesinde bulunuyor.

Cizre Ulu Camii'nin, 13. yüzyıla tarihlenen, eşsiz bir el işçiliğine sahip ahşap kapısının tunç kapı tokmağı üzerinde iki ejder ve ortasında bir aslan başının bulunduğu bir kompozisyon görülüyor. Ejder sivri kulaklı, badem gözlü ve kanatlıdır. Gövdeleri yılan pulu ile kaplı ve ortadan düğümlüdür. Birbirine dolanan kuyrukların uçları kartal başı şeklinde görünüyor. Ejderlerin ortasında ise stilize aslan başı yer almaktadır. 1976 yılından beri Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde sergilenen kapı tokmağının diğer teki 1969 yılında yerinden sökülerek çalınmıştır ve günümüzde Kopenhag David Samling Müzesi'nde sergileniyor.

Cizre Müzesi

Arkeolojik ve etnografik eserlerin bulunduğu Cizre Müzesi 1996 yılında İsmail Ebul-İz İlköğretim Okulu bünyesinde, okul müdürü Abdullah Yaşin tarafından kuruldu. Müzede Guti, Med, Asur, Babil, İslam İmparatorluğu, Emeve, Abbasi, Selçuklu, Azizan, Zengi, Rum, Arap ve Osmanlı dönemine ait eserler bulunuyor.

Nuh Tufanı

Kur'an, Tevrat ve İncil'de adı tufan olayı ile geçen Nuh, tufan sonunda gemisi Cudi Dağına inmiş (Kur'an, Hud Suresi, ayet 44) Cizre'yi kurup Cizre'de vefat etmiştir. Peygamberler arasında en çok yaşayan ve en çok sıkıntı çekendir. Peygamberlerin soyu, Adem'den sonra "baba" olarak Ondan türemiş olup, Mezopotamyadaki insanlık ondan ve 3 oğlu Ham, Sam ve Yafes'den türedi. Asıl adı Abdulgaffar olup, yeni baba anlamında Nuh, Nova adları verildi. Türbe ve çevre düzenlemesi Şırnak Valiliği'nce yaptırıldı.


Yukarı