Dünya

Türkiye olsaydı anlaşma bozulmazdı!

Türkiye’nin mimari olduğu nükleer anlaşma, 2010 yılında Türkiye Obama tarafından devre dışı bırakılmadan kabul edilseydi bugün Trump uranyum gerekçesiyle anlaşmayı iptal edemeyecekti.

Haberi DinleDurdur

Trump’ın bozduğu nükleer anlaşmanın mimari Türkiye’ydi. Obama, 2010’da Türkiye’nin çabalarıyla alt yapısı hazırlanan anlaşmayı reddetmiş, yıllar sonra Türkiye’yi devre dışı bırakıp, İran’la masaya oturmuştu.

Eğer Obama, Erdoğan’ın Ahmedinecat’a imzalattığı anlaşmayı, Türkiye’yi devre dışı bırakmadan yürürlüğe soksaydı bugün Trump’ın uranyum diye bir gerekçesi olmayacaktı.

MASAYA OTURMAYA ERDOĞAN RAZI ETMİŞTİ

Ahmedinecat döneminde Türkiye, Batı ile İran arasındaki nükleer krizin çözülmesinden yana politika izledi. Türkiye iki taraf arasında arabulucuydu. Tahran-Ankara hattında yoğun diplomasi trafiğinin yaşandığı dönemde Erdoğan, Ahmedinecat’ı nükleer anlaşma için masaya oturmaya razı etmişti.

17 Mayıs 2010’da tarihi bir zirve yapıldı. Türkiye’nin girişimleriyle Tahran Bildirisi imzalandı. Ahmedinecad, İran’ın nükleer programını Batı ile paylaşmayı kabul etmişti. Hatta Türkiye, nükleer anlaşmanın iyice sağlama alınması için Batı ile İran arasında uranyum takasını da anlaşmaya ekletmişti. Takasın İstanbul’da yapılmasına karar verilmişti.

Türkiye, Brezilya’nın da çabalarıyla Batı ile İran’ın nükleer sorununu çözmek için hazırlanan anlaşmayı ABD’ye sundu. Obama ve diğer batılı ülkeler, İran’a güvenmediklerini gerekçe gösterip, o anlaşmayı reddetti.

İran’da 2013 Haziran’ında Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Hasan Ruhani oturdu.
Ruhani ile birlikte ABD-İran ilişkilerinde canlanma başladı.

Obama, 2010 yılında Türkiye’nin mimarı olduğu anlaşmayı reddeden isimdi.
Ruhani’nin gelişinden sonra o anlaşmayı alıp, Türkiye’yi devre dışı bırakmak suretiyle, İran’la masaya oturdu.

5+1 ülkeleri ile İran arasında Kasım 2013’te başlayan süreç, 2015’te İran’a yönelik ambargoların kaldırılmasına kadar gitti.

ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYAN TEK ÜLKE TÜRKİYE'YDİ

Türkiye hem 2010’da hem de 2013’te nükleer anlaşmadan yanaydı. Bunun için elini taşın altına koyan tek ülkeydi.

Türkiye, “benli ya da bensiz” diye ayrım asla yapmadı. 2015’te anlaşma imzalandığında Türkiye’nin 2010’daki çabalarına atıfta bulunulmasa da nükleer süreci destekleyen mesaj Ankara’dan gelmişti.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’a imzalattığı anlaşmayı, Türkiye’yi planın dışında tutarak yürürlüğe sokan Batı’nın İran projesi, Trump’ın bu son hamlesiyle yerle bir oldu.

TÜRKİYE DEVRE DIŞI BIRAKILMASAYDI

Trump bugün anlaşmayı İran’ın gizli nükleer faaliyetlerini gerekçe göstererek bozdu. İddia ettiği o faaliyetler İran’ın uranyumlarıydı.

Oysa Obama, 2010’da Türkiye’nin mimari olduğu anlaşmayı Türkiye’yi devre dışı bırakmadan kabul etseydi bugün Trump’ın uranyum diye bir gerekçesi olmayacaktı. Çünkü Türkiye’nin 17 Mayıs 2010’da imzalattığı belgede uranyum takası da yer alıyordu. Ve takasın adresi de İstanbul olacaktı.

Bugün gelinen nokta açıkça şunu gösteriyor ki; Ortadoğu’da Türkiye’nin olmadığı hiçbir projenin sağlıklı şekilde yürütülmesi çok zor.

Taha Dağlı / Haber7.com


Yukarı